22/9/2007 - Mayakowski

Fotoğraf: Ali Altın
Filo bile sonunda limana döner, tren soluk soluğa koşar gara doğru, Bense ondan daha hızlı koşmaktayım sana -çünkü seviyorum- budur beni çeken, sürükleyip götüren. Cimri şövalyesi Puşkin'in, iner bodrumunu karıştırıp seyretmeye. Ben de, sevgilim döner dolaşır gelirim sana. Taparım, benim için çarpan o yüreğe. Sevinçlisinizdir evinize dönerken. Atarsınız tıraş olurken, yıkanırken, kirini pasını vücudunuzun. Ben de aynı sevinçle dönerim sana- evime dönmüyor muyum sana dğgru koşarken? Yeryüzü insanları toprak ananın koynuna dönerler sonunda. Hepimiz döneriz en son yuvaya. Ben de öyle, bir şey var beni sana çeken daha ayrılır ayrılmaz, birbirimizden uzaklaşır uzaklaşmaz.
Mayakowski
Son günlerde (galiba kendimle başbaşa kalmamdan kaynaklı) oradan buradan satırlar okuma işine daha çok asıldım. Yatağımın başucunda altını kurşun kalemlerle çizdiğim kitaplar birikti. Galiba her yaşta farklı bir tad alarak okuyoruz. Yıllar önceki kitaplar şimdi çok daha farklı izler bırakıyor.
Mayakowski'nin cesedi yanında bulaunan son mektubundan birkaç satır;
"Bir varmış bir yokmuş" derler hani : Aşkın küçük sandalı hayat ırmağının akıntısına kafa tutabilir mi! Dayanamayıp parçalandı işte sonunda... Acıları mutsuzlukları karşılıklı haksızlıkları h a t ır l a m a y a b i l e d e ğ m e z : Ödeşmiş durumdayız kahpe felekle. Ve sizler mutlu olun yeter.
|